aman dikkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aman dikkat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Su çiçeği hastalığı hakkında bilinmesi gerekenler, tedavi ve önlemleri, aşısı vs vs..

Su Çiçeği Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Suçiçeği, aşı ile korunabilen bir hastalıktır. Suçiçeği, bulaşma özelliği en yüksek olan hastalıktır. “Varisella-Zoster Virüsü” adı verilen bir mikrobun neden olduğu suçiçeği, çocukluk döneminin en sık görülen bulaşıcı hastalıklarından biridir.

Suçiçeği geçirmekte olan bir hasta, kapalı bir ortamda bu hastalığa bağışıklığı olmayan bir kişi ile bir saat süreliğine bir arada bulunursa, hastalığı bulaştırma şansı %96 gibi yüksek bir orandadır. Bu nedenle suçiçeğine, “Koridor Enfeksiyonu” da denilmektedir.

Hastalık Hangi Mevsimlerde Daha Sık Görülür?

Suçiçeğinin en sık ortaya çıktığı dönem, kış mevsiminin sonları ve ilkbaharın başlarıdır.

Suçiçeği en çok hangi yaşlarda görülür?

Hastalık genellikle, 1 - 10 yaşları arasında sık görülür. Kreşe giden çocuklarda 1-5 yaşlarında, gitmeyenlerde ise ilköğretim çağında daha sık rastlanır.

Suçiçeği Yetişkinlerde Görülebilir mi?

Bulaşıcı olmasından dolayı, insanların çoğu suçiçeğini çocukluk döneminde geçirir ancak nadir de olsa, yetişkinlerde de suçiçeği vakasına rastlanmaktadır.

Ne yazık ki ileri yaşlarda geçirilen suçiçeği genellikle daha ağır olmakla beraber özellikle sigara içenlerde zatürreye dönüşebilir ve ölüm oranı daha yüksektir.

Suçiçeği virüsü, hastalık geçtikten sonra vücuttan tamamen atılmaz. Sinir uçlarına yerleşir ve zamanla hastalık, kullanılan ilaçlar, yorgunluk, yaşlanma gibi bağışıklığı zayıflatan nedenlerle sinir boyunca ilerleyip deriye ulaşarak o bölgede kaşıntılı, ağrılı ve suçiçeğindekine benzeyen içi sıvı dolu kabarcıklara sebep olur. Bu hastalığa da “zona” denir. Yani zona ve suçiçeğinin etkeni aynı mikroptur.

Suçiçeğinin Bulguları Nelerdir?

Hastalığın tipik klinik bulgusu döküntüdür. Mikrobu aldıktan 14-21 gün sonra ortaya çıkar. Önce ateş başlar, arkasından vücudun değişik bölgelerinde kızarıklık şeklinde döküntü meydana gelir.

Bu döküntüler daha sonra kabararak içi sıvı dolu, kaşıntılı kabarıkcıklar halini alırlar. 7-10 gün içerisinde kabuklanma görülür ve kabuğun kendiliğinden dökülmesi ile o bölgede açık renkli bir iz kalır.

Kabarcık döneminde başka bir mikropla iltihaplanma olmazsa, hastalık sonunda iz bırakmadan iyileşir. Döküntünün en önemli özelliği, farklı evrelerdeki döküntülerin (kızarıklık, kabarıklık, içi sıvı dolu kabarcık ve kabuklanma) aynı anda görülmesidir.

Suçiçeği geçirirken nelere dikkat edilmelidir?

Suçiçeği geçiren kişiler Aspirin kullanmamalıdır. Döküntülerin içinde mikrop bulunduğundan ve kabarcıklar patlatılırsa etrafa yayılabileceğinden, hastalara krem gibi ilaçların sürülmesi doğru değildir. Kaşınma sonucu açılan kabarcıklara, dışarıdan başka mikroplar girebileceği ve bunun sonucunda ciddi hastalıklar ortaya çıkabileceği için kaşınmayı azaltan, ağızdan alınan ilaçlar kullanılabilir.

Suçiçeği tehlikeli ve korunulması gereken bir hastalık mıdır?

Halk arasında suçiçeğinin basit bir hastalık olduğu, tehlikeli olmadığı düşünülür. Ancak hastalığın çok yaygın görülmesi nedeniyle, suçiçeğine bağlı gelişen sekel sayısı oldukça fazladır.

Bunlar içerisinde en önemlisi pnömoni, yani zatürredir. Bunun dışında beyin iltihabı, karaciğer iltihabı ve hastalık sırasında derinin bütünlüğünün bozulması sonucu bakterilerin vücuda girmesiyle gelişen ağır deri, kas ve iç organ hastalıkları da görülebilir.

Nadiren, suçiçeği geçirdikten sonraki birkaç hafta içerisinde, hastalık sırasında Aspirin kullananlarda daha sık görülmek üzere, karaciğer bozukluğu ve beyinde su toplanması ile kendini gösteren ve “Reye Sendromu” adı verilen öldürücü bir hastalık gelişebilir.

Hamile kadınların, gebeliğin ilk aylarında suçiçeği geçirmesi durumunda bebekte kafada küçüklük, deride yanık sekeline benzer değişiklikler, kol ve bacaklarda kısalık bulguları ile kendini gösteren bir durum görülebilir.

Suçiçeğinde esas korkulan, kanser veya kanser tedavisi sonrasında, çeşitli ilaçlara bağlı olarak ya da doğuştan bağışıklık yetmezliği çekenlerde hastalığın gelişmesidir. Bu hastalarda ciddi oranda ağır hastalık ve ölüm riski vardır. Bu nedenlerle suçiçeği korunulması gereken bir hastalıktır.

Suçiçeğinin Tedavisi Var mıdır?

Çok etkili olmasa da, suçiçeği tedavisinde kullanılan “asiklovir, famsiklovir ve valasiklovir” gibi ilaçlar vardır. Ancak bu ilaçlar normal seyreden hastalıklarda kullanılmazlar, ağır seyreden vakalarda ve bağışıklık yetmezliği olan kişilerde kullanılırlar.

Suçiçeğinden Nasıl Korunulur?

Suçiçeği hastalarının nefeslerinden çıkan çok küçük damlacıklar havaya yayılır. Havada bir süre asılı kalan bu damlacıkların hastalığa karşı bağışıklığı olmayan bir kişi tarafından solunması, hastalığın bulaşmasına sebep olur. Aynı şekilde, kabuklanmadan önceki dönemde, kabarcıkların içindeki sıvıyla temas sonrası, elin yıkanmadan ağıza götürülmesi de suçiçeğinin bulaşmasına neden olmaktadır.

Solunum yoluyla bulaşma süresi, döküntü başlamadan önceki 2 gün ile döküntüler başladıktan sonraki 5 gündür.

Temas yoluyla bulaşma ise bütün döküntüler kabuklanıncaya kadar devam eder. Bunun süresi ise genellikle bir haftadır, ancak daha da uzun sürebilir. Bu nedenle suçiçeği geçiren çocuklar, bütün döküntülerinin kabuklandığından emin olunmadan okula veya kreşe gönderilmemeli, kapalı ortamlarda suçiçeği geçirmemiş, aşısız kişilerden uzak tutulmalıdır. Özellikle bağışıklık sistemi yetersiz olan ve suçiçeği geçirmemiş kişiler, hastalardan uzak tutulmalıdır.

Ayrıca virüs, soluma veya öksürme ile etraftaki yüzeylere bulaşabilir. Bu nedenle hastaya veya etrafındaki yüzeylere dokunan kişilerin ellerini su ve sabunla yıkaması gerekir.

Ne kadar dikkat edilirse edilsin suçiçeği, bulaşma özelliği çok yüksek olan bir hastalıktır. En etkili korunma yöntemi aşılanmaktır.

Suçiçeği Aşısı

İlk olarak 1974 yılında Japonya'da geliştirilmiş olan bu aşı daha sonra bazı batı ülkelerinde de üretilmeye başlanmıştır ve birçok ülkede uygulanmaktadır. Aşı, canlı suçiçeği mikrobunun canlılığını kaybetmeden zararsız hale getirilmesi ile elde edilir.

Aşı kimlere uygulanır?

Suçiçeği aşılamasının düzenli olarak yapıldığı ülkelerde, 12-24 ay arasındaki çocuklar bir defa aşı olur. Ayrıca suçiçeği geçirmemiş daha büyük çocuklara ve yetişkinlere de suçiçeği aşısı önerilmektedir.

Düzenli aşı uygulamasının olmadığı Türkiye gibi ülkelerde ise hekimin bilgilendirmesi ve ailenin veya kişinin isteği ile 12 ay - 12 yaş arasındaki çocuklara bir kez, 13 yaşında veya daha büyük çocuklara ve yetişkinlere ise en az 4 hafta ara ile 2 kez uygulanır.

Aşı, büyük çocuk ve yetişkinlerde üst kola, küçük çocuklarda ise kola veya bacağa, deri altına veya kas içine uygulanır.

Diğer aşılarla aynı anda, ancak farklı bir koldan veya bacaktan uygulanabilir.

Suçiçeği aşısı kimlere yapılmamalıdır?

Önceden bilinen, aşı içeriğindeki herhangi bir maddeye (albumin, laktoz, neomisin, aminoasit…) karşı alerjisi olanlara
Yüksek ateşle birlikte süregiden ağır enfeksiyon hastalığı (soğuk algınlığı gibi hafif hastalıklar aşının yapılmasına engel değildir) olanlara
Bağışıklık sisteminde yetersizlik olanlara
Gebelere veya aşıdan sonraki 3 ay içerisinde gebelik planlayanlara
Suçiçeği geçirdiği bilinen kişilere
aşının yapılması gereksizdir. Çünkü hastalık geçirme sonucu gelişen bağışıklık ömür boyu devam eder.

Suçiçeği aşısının yan etkileri nelerdir?

Aşının yan etkileri seyrek olarak ortaya çıkar ve genellikle hafif seyreder:

Aşının uygulandığı yerde kızarıklık, şişlik, sertlik ve kaşıntı, ateş, baş ağrısı, kırgınlık, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal.

Ağır yan etkiler ise son derece nadir görülür. Bunların çoğu alerjik olaylardır. Bu durumda kol veya bacakta, göz etrafında, yüzde, dilde veya boğazda şişme, solunum ve yutma güçlüğü, deride kaşıntılı döküntüler, ateş, başağrısı ve baş dönmesi ortaya çıkabilir. Böyle belirtiler ortaya çıkarsa, zaman geçirmeden bir hekime başvurmak gerekir.

Aşı ne kadar koruyucudur?

Suçiçeği aşısı hafif hastalığa karşı %85 koruyucudur. Ağır hastalığa karşı koruyuculuk ise %95'in üzerindedir.

Suçiçeği ile temas olduktan sonra aşı yapılması yararlı olabilir mi?

Temastan sonra 3 gün içerisinde aşı yapılırsa, hastalığın ortaya çıkması %90 oranında engellenebilir. Kişi hastalığa yakalanmamışsa bile, daha sonraki dönemde korunmak için aşı yararlı olacaktır.

Aşının koruyucu etkisi ne kadar üsre devam eder?

Suçiçeği aşısı yapıldıktan sonraki ilk 20 yılda, bağışıklık düzeyinde herhangi bir azalma görülmemiştir. Dolayısıyla en az 20 yıl koruyucu olduğunu söylemek mümkündür.

Koruyuculuk süresi ile ilgili kesin yargıya varmak için aşılanan kişilerin daha uzun süre izlenmesi gerekir.



Benim gibi hala hastalığa yakalanmamış olanların dikkatli olması gerekli :)

Çalışırken ortaya çıkan ağrılara dikkat!

Çalışırken kaslarınız yorulduğunda dayanabileceğiniz ağrı oluşur ve bu şekilde çalışabilirsiniz. Ancak, bu durumlarda ağrının şiddetine dikkat etmelisiniz. Eğer ağrı devamlı şiddetlenirse sakatlanmalar olabilir.

Görmezden gelmemeniz gereken 8 vücut ağrısı şöyle;

1. Ani baş veya boyun ağrısı: Başınızda aniden bir ağrı hissederseniz, hemen durun ve duruş biçiminize bakın. Görmezden gelemeyeceğiniz bu ağrı, kan damarının basınçtan dolayı aşırı yüklenmesinden olabilir. Eğer çömelerek yerden ağır bir şey kaldıracaksanız, ileri bakın omuzlarınızı ve boynunuzu gevşek bırakmaya dikkat edin. Eğer yapmazsanız, vücudunuzun bu bölgesinde ciddi incinmelere neden olabilir.

2. Korkunç bir kasık ağrısı: Ağır bir şey kaldırmaya çalışırken , kasık bölgesinde bir ağrı hissedebilirsin. Bu basit bir kas krampından kas gerilimine kadar her şey olabilir. Tekrar kaldırmaya çalıştığınızda aynı acı oluşuyorsa iç kasların gerildiğinin göstergesidir. Geçmesi için en fazla 1 hafta bekleyin, ağırlık kaldırma programınızı tekrar gözden geçirin.

3. Keskin sırt ağrısı: Sırtınızdaki ağrı keskin ve direkt ise derhal durun. Keskin ağrı genellikle bir şeylerin yanlış gittiğinin iyi bir işaretidir. Bu disk kaymasından sinir sıkışmasına kadar değişik durumlarda meydana gelir.

4. Koşarken ayak bileği ağrısı: Birçok koşucu kendini sporuna adıyor ve koşu boyunca vücudunun bazı noktalarında ağrılar oluşur. Koşucuların yaptığı gibi, vücudunuzu zorladığınızda bazı ağrı ve sızılara yol açarsınız. Koşarken ayak bileğiniz ağrıdığında, bu ayak bileğinizin burkulması ya da gergin, yorgun bağ olabilir. Eğer bununla ilgilenmezseniz, haftalarca spor yapamazsınız.

5. Açlığın aşırı seviyeleri: Birçok erkek için, ideal vücuda sahip olma yaşamda yüksek önceliktir. Eğer diyette oldukça kararlı olursanız ve kendinizi yeme konusunda birkaç ay sınırlandırırsanız, bu vücudunuzu dinlemek için iyi bir yoldur. Etkili bir diyetten sonra vücudunuzun hormonal dengesi yer değiştirebilir ve siz de şiddetli açlık deneyimi kazanırsınız.

6. Bayılma hissi: Egzersiz yaptıktan sonra eğilip kalktığınızda bu durum sıklıkla olabilir. Bazı insanlarda bayılma hissi beklenen bir durum olurken, siz yine de kan basıncı seviyenizi kontrol ettirin. Tuz tüketiminize dikkat edin. Ancak buna rağmen bayılma hissi sıklıkla tekrarlıyorsa, profesyonel yardım alın, bir doktora gidin.

7. Baldır ağrısı: Baldır ağrıları, diğer koşu yaralanmalarının yaygın olanıdır. Eğer baldır ağrılarından şikayetiniz varsa, daha fazla iyileşme sürecine ihtiyacınız var demektir. Ağrınız daha azsa, ne kadar sürdüğüne ve tam olarak bacağınızın neresinin ağrıdığına dikkat edin. 2 hafta ve daha uzun sürüyorsa, spor hekimine gösterin.

8. Sürekli yorgunluk: Sürekli yorgunluk durumunda, daha fazla uyursunuz, diyetinize uymak istemezsiniz, birkaç gün işten izin alırsınız, kendizini daha iyi hissettirecek şeyler yaparsınız, ancak hiçbir şey işe yaramaz. Bu aşırı antrenmanlılık anlamına gelir. Birçok erkek acıya ve yorgunluğa alışkındır. Kendinizi yaşamın diğer yönleri için daha az motive olmuş hissediyorsanız, antrenmanlardan vazgeçin.

oyun delisi alman veledin halleri-1

İşte ailelerin çok oyun oynayan evlatlarına karşı kullandığı delil!!!! sevgili minikler bu videoyu ibretle izleyiniz. Ama sakın ailenize göstermeyiniz.

alman genç ve unreal tournament öf be, size ingilizcesini bulmak için çok uğraştım, +rep isterim hehe :P